13 Ağustos 2012 Pazartesi

şiir

Yaşamak değil beni bu telaş öldürecek

O telaşla bırakın paris yolunda

Ilık rüzgarlara taratmayı saçlarımızı

Sevdiğimizle doyasıya bir sohbet bile edemedik biz....

Gözümüz saatte söyleştik hep,

Koşuşur gibi seviştik,yarışır gibi çalıştık.

Hep yetişilecek bir yer vardı

Aranacak adamlar,yapacak işler...

Bir sonraki günün telaşı bir öncekinin tersine bulaştı,

Başkalarının hayatı bizimkini aştı.

Kör karanlıkta çalar saat sesi yerine;

Kuşluk vakti kızarmış ekmek kokusu

Veya yavuklu busesiyle uyanma düşlerini

Ha babam erteledik.

20’li yaşlardayken 30’lara kurduk saatin alarmını,

30’larımızda 40’lara,belki sonra 50’lere....

Lakin öyle yanlış kurgulanmış ki hayat,

Kuşlukta uyanma fırsatı sunduğunda size,

Artık uyku girmez oluyor gözlerinize...

Doyasıya söyleşmek,

Telaşsız sevişmek için bol zamana kavuştuğunuzda,

Söyleşecek sevişecek kimsecikler kalmıyor yanınızda...

Özenle yarına sakladığınız bir sarı lira gibi ömrünüz,

Vakti gelip sandıktan çıkardığınızda,

Bir de bakıyorsunuz ki

Tedavülden kalkmış...

Hiç yorum yok: