ZAMAN...
Anı yaşa
Bugün son günün olsa...
Nasıl yaşardın
Sadece 24 saat nefesin kalsa?
Hiç yalansız,
Tamamen riyasız,
Ne yapardın? ..
Daha mı çok tebessüm eder?
Uyumaz yıldızlara mı bakardın?
Demek çekinmeden sevgini söyler,
Dostlarını arardın?
Belki gezebildiğin kadar gezer,
Bir o kadar çiçek koklardın.
Acaba düşmanın kalır mıydı
Gönlünü alıp barışmadığın?
Hadi... Zaman geçiyor.
Dakikalar su gibi akıyor.
Son anların olsa bunlar
Ne yapardın?
Birikmiş tüm paranla
İhtiyacı olanlara yardım eder,
Harcayabildiğince harcar mıydın?
Sanırım eleştirmezdin kimseyi,
Vakit iltifatlarına yetmezdi!
Peki neden bugün değil... sonra!
Son günün olması ne katacak sana,
Artık anla!
Dün gitti,
Yarın gelmedi; Anı yaşa!
************
ZAMAN
Çok zaman önceydi.
O kadar zaman önceydi ki zaman diye bir şey yoktu.
İnsanlar güneş doğup batıncaya kadar yaşıyorlardı hayatı.
Bir daha hiç olmayacakmış gibi dolu dolu ve anlamlı.
Derken zaman diye üç parçalı bir şey icat etti insan.
Bir parçasına dün dedi, diğer parcasına bugün,
Öteki parçasına da yarın.
Sonra fesat karıştı zamana ve insan bugünü unuttu.
Dünü düşünüp pişman oldu, yarını düşünüp telaşlandı;
ama işin ilginç tarafı tüm telaş ve pişmanlıkları güneş doğup batıncaya kadar yaşadı.
Farkında olmadan rezil etti bu gününü.
Oysa yarın, bugüne dün diyor, dün de bu gün için yarın diyordu.
Bir türlü beceremedi.
Bir eliyle yarına, diğer eliyle düne yapıştı.
Bu günü eline yüzüne bulaştırdı...
Mutsuz oldu insan.
Ve ne gariptir ki yarının telaşı da,
Dünün pişmanlığını da hep bugün yaşadı;
ama bugünü hiç yaşayamadı.
Ne yarın ne de dün!
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder