6 Ekim 2010 Çarşamba


Bir akşam vakti, zamanı durdurupekleyip yıldızlara yalnızlığımızıyaralarımızı sarıpkanayan yüreklerimizle çekip gitmek vardı buralardan ahhh!nehirler, şehirler, ölümler geçerekçekip gitmek vardı buralardan hasretini çektiğimiz dağlara...Mehtabın ırmağadamlanın yaprağacemrenin toprağahasretin dudağa değdiği zamanbir yolcuyu bekler gibi uzaktanyayla yollarında karşılayıp sevdiğimizitutup elleri kınalı,nazlı bir gelinin elini tutar gibive içip aşkı billur sulardan kana kanabir düşü tüm güzelliğiyle paylaşarak başımızı kaldırıp göğe haykırmak vardı...Bir seher vakti, durdurup zamanıayaz vurmadan güllerimizeyolların kenarına dizilmiş,boynu bükük çiçekler gibiiçimizi burkan ezgilerledizilip sılanın yollarınaçekip gitmek vardı buralardan ahhh!çekip gitmek vardı gönlümüzü çeken topraklara...Öksüz kalmış ağaçlar boyun eğdiği zamanbuzun ateşe, acının yüreğe değdiği zamanküsmeden bahar yağmurları umutlarımızaboranlar sevinçlerimize çöreklenmeden çekip gitmek vardı buralardan ah!!!çekip gitmek vardı dostumgeç olmadan vakit ölmeyi geçmeden sarılıp sevdiklerimize doya doya ağlamak vardı



alıntı

Hiç yorum yok: